Kendine has bir tarzı olan ve oyun sektörüne yeni bir soluk katan “Telltale Games” firması, bu kez “Guardians of the Galaxy” ile karşımızda. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, Telltale firması oldukça zeki. Tabi “zekilik” kavramının ucu açıktır; bu bazen, us-akıl olarak nitelendirilirken bazen de “çakallık-tilkilik” olarak nitelendirilebilir. Bana sorarsanız Telltale firması, bu sınıflandırma içerisinde açık ara çakal ya da tilki; nasıl adlandırmak isterseniz… 2005 senesinde oyun sektörüne adım atan firma, 2012 senesinde vermiş olduğu doğru bir karar ile muhteşem bir viraj aldı ve 2012’den beri karşımıza sınırlı sayıda proje ile çıktı; “The Walking Dead” ve “Game of Thrones” gibi fenomen olarak adlandırabileceğimiz televizyon dizilerini, “Batman” gibi dünyaca ünlü ve birçok mecrada, adını tarihe altın harflerle kazımış bir karakteri ele aldı; bunlar elbette ki, “Ya reklam diye bir şey var beyler; biz de o pastadan yemesek mi? Biz de nimetlerinden faydalanmasak mı bu durumun?” bakış açısıyla verilmiş kararların bir sonucuydu. Ne dersek diyelim, son derece başarılı bir karar oldu; Sezar’ın hakkı Sezar’a.

Bu reklam üstünden dönen çalışmanın son meyvesi de Guardians of the Galaxy oldu. “Marvel” evreninden uyarlanan film, 2014 senesinde beyaz perdeyle buluştu ve oldukça başarılı oldu. Süper kahraman filmlerine yeni bir soluk getirmeyi başaran film, 773 milyon euro gibi bir hasılat elde etmeyi de başardı. Guardians of the Galaxy, sinemalardan henüz kalkmamıştı ki, ikinci filmin çıkış tarihi açıklandı. 28 Nisan 2017. “Telltale de az çakal değil he!” derken bunu kastediyordum. O günden beri pusuda bekliyorlardı ve zamanı gelince oyunu yapacaklarını duyurdular. Hem onlar hem de biz rahatlamış olduk. İkinci filmin çıkmasına tamı tamına 1 hafta kala “Marvel’s Guardians of Galaxy: The Telltale Series” isimli oyunun ilk bölümü olan “Tangled Up In Blue“yi piyasaya sürdüler. Yalnız reklamdan faydalanmakla kalmadılar; aynı zamanda iyi bir pazarlama stratejisti olduklarını da gösterdiler. İkinci filme gitmek isteyenler, ilk filmi izlemek zorundalar. İlk filmi beğenenlerin, oyunu alma şansı artacağından -mesela ben- oyunu çıkarmak için daha uygun bir zaman olamazdı. “Oyunu oynamak için filmi izlemek zorundasınız.” diyemem; fakat kafanızda bir ton soru işareti ile oynamak istemiyorsanız filmi izleseniz iyi edersiniz; aksi halde kafalar biraz karışabilir. Hem Guardians of the Galaxy filmini beğenmiş, hem de Telltale oyunlarından zevk alan biri olarak elbette oyunu alıp denedim; başlayalım.

Hikaye

İncelememize, her zaman olduğu gibi oyunun senaryosu ile başlamak istiyorum. Oyunumuza, Peter Quill’in uzay gemisinde başlıyoruz. Quill odasında, her zaman olduğu gibi müzik dinlemektedir ve birden acil bir çağrı gelir. Çağrı, “Nova Corps”tandır. Nova Corps, yani uzay polisi. Yapılan çağrıya göre uzay polisi, Thanos’un saldırısına uğramış durumda ve bizden acilen yardım istiyorlar. Galaksi’nin Koruyucuları olarak gitmemek olur mu? Üstelik düşman Thanos’sa! Thanos için, ekibimizdeki -hemen hemen- herkesin “kanlısı” denilebilir. Hemen marş yapıyor ve bir koşu olay yerine gidiyoruz. Böylelikle kendimizi olayların içine atmış bulunuyoruz.

Hikaye, ilk bölüm itibarıyla bazı yerlerde şaşırttı, bazı yerlerde ise “Amaaan!” dedirtti. Her ne olursa olsun Telltale yazarlarına, şahsen güveniyorum. Biraz tahmin edilebilir bir hikaye olma yönünde ilerliyor gibi görünse de bu daha ilk bölümdü ve bölüm, bazı soru işaretleriyle bitti. Telltale Games, ilk bölümlerde her daim sakin ilerlemeyi seven bir yapım firması oldu ve hikayenin şekilleneceğine eminim. Buna diğer oyunlarda da şahit olmuştuk.

Oyun, 5 bölümden oluşmakta ve her bölüm ortalama ikişer hafta aralıklarla yayınlanmakta olduğundan oyunun henüz 1/5’lik bölümünü oynamış bulunmaktayız. Oyunun “Tangled Up In Blue” isimli ilk bölümünün hikayesi için söyleyebileceklerim bu kadar. Aksi halde oyunu oynamayanlara “spoiler” vermiş olacağım. Bunu elbette istemeyiz.

Oyun Mekanikleri

TellTale’nin her oyununda olduğu gibi, Marvel’s Guardians of Galaxy: The Telltale Series oyununda daTelltale Tool” oyun motoru kullanılmakta. Eğer herhangi bir Telltale oyunu oynadıysanız biliyorsunuzdur; bu firmanın oyunları aslında, ufak dokunuşlar yapabildiğiniz filmlerdir. Ekranın başına oturursunuz, başlat butonuna tıklarsınız ve 1-2 saatlik bir filmi başlatmış olursunuz. Oyunun giriş ekranında da yazdığı gibi, “Bu oyun serisinin gidişatı, tamamen sizin tercihlerinize bağlıdır. Hikaye, nasıl oynadığınıza göre şekillenir.” Bu yüzden Telltale Games’i severim; ancak bazı oyunlarında yapmış olduğunuz tercihlerin zaman zaman hikayeyi etkilemediği oluyor. Örneğin, “Batman: The Telltale Series”. Oyunda ne yaparsanız yapın nihai sonuçtan kurtulmak mümkün değildi. Catwoman’ı öpmemek için bir tek ağzına kürekle vurmadığım kalmıştı; gel gör ki yine de öpüştük… Fakat durum, Guardians of the Galaxy için -şaşırtıcı bir şekilde- farklı. Yapmış olduğunuz tercihlerin, eski oyunlarda olduğu gibi, oyunun gidişatına etki ettiğini hissedebiliyorsunuz. Bu oldukça sevindirici; çünkü son zamanlarda, ne zaman bir Telltale oyunu oynasam, “Birader ne oluyor ya? Zaten oyunlarınızın tek olayı, şu tercihlerin hikayeyi etkilemesi! Onu da kaybediyorsunuz iyice…” diyordum.

Tüm oyunlarına baktığınız zaman, Telltale’nin bir diğer sorunu, optimizasyondu. Ani kararlar verdiğiniz ve zamana karşı yarıştığınız bir oyunda isteyeceğiniz son şey, bir optimizasyon sorunudur. Düşünsenize, birazdan üzerinize devasa bir kaya fırlatılmış olacak ve ekranda sürpriz bir tuş belirecek; siz de ona basıp bu durumdan kurtulacaksınız; ama o da ne? Tuşa bir basıyorsunuz, iki basıyorsunuz… tık yok. Öldünüz. Bu gerçekten can sıkıcı, zaman zaman oyundan kopmanıza bile sebep olabiliyordu. Neyse ki, bu oyunda böyle bir problem yok; oldukça akıcı. Bir şeyleri değiştirebildiğiniz bir filmi izlediğinize, gerçekten ikna oluyorsunuz.

Biraz da kötü taraflarından bahsedelim. Telltale’nin kendine has bir durumu var. Tamam, iyi, güzel; ancak artık yeniliklere ihtiyacı var. Geçtiğimiz sene, Batman oyunuyla birlikte bir-iki yenilik getirmişlerdi. Dedektif modu yardımıyla olayları çözebiliyorduk; fena değildi. Ancak bu oyunda hiçbir yenilik yok. Bu durum oyuna, “Çok çirkinsin, lütfen git buradan!” demek için yeterli bir sebep olmasa da insan, yeni şeyler görmek istiyor. Hele ki elinde uçsuz bucaksız bir uzay, bu uzayda süzülen sayısız uzay gemisi ve daha niceleri varken oyuna yeni bir şeyler katmıyorsan şapkanı önüne koymalısın Telltale! Belki de önümüzdeki günlerde, oyunun diğer bölümlerinde yeni şeyler görürüz; kim bilir? Karamsar olmamak lazım.

Bir Efsane Müzikler

“Müzikler… Her oyunun -bana sorarsanız- yapı taşı.” demiştim; önceki incelemelerimden birinde. Guardians of the Galaxy için durum, bundan daha da öte. Müzikler, bu seri için her şey! Filmini izleyenler bilirler; filmin en büyük olaylarından biri müzikti. Diğer süper kahraman filmlerinden ayrılmasının nedenlerinden biri de buydu. Ekranda olağanüstü bir savaş sahnesi var; ancak arkada sanki cennetin kapıları açılırken çalacak müzik var… Karakterlerimiz ölümle burun buruna; fakat Peter Quill bir anda kulaklığını takıyor ve dans etmeye başlıyor. Oyunda da durum farklı değil. Doğruyu söylemek gerekirse her saniye çalan müzikler, beni benden almayı başardı.

Marvel’s Guardians of Galaxy: The Telltale Series Alınmalı mı?

Sevilen bir filmden esinlenilmesi, karakterlerin alaycı espri anlayışları, firmanın diğer oyunlarına nazaran optimizasyon sorunlarının sıfıra indirilmesi ve FPS düşüşlerinin neredeyse hiç yok denecek kadar az olması, muhteşem karakter tasarımı, karakterlerin özgünlüğü, muhteşem seslendirme ve hikayenin gelecek vaat etmesini de göz önünde bulundurunca denemeniz gerektiğini düşünüyorum. Oynarken zevk aldığımı söyleyebilirim. Hoş müzikler, ince espri anlayışına sahip karakterler en basit sahneleri bile eğlenceli kılmış diyebilirim. Telltale oyunlarını ya da “Guardians of the Galaxy” filmini seven biriyseniz hiç düşünmeden denemelisiniz.

Her Telltale oyununda olduğu gibi, bu oyunda da karakter tasarımları, filmdekinden farklı. Bunun sebebi, oyunculara ücret ödemek istememeleri. Filmde, Rocket Raccoon karakterini Bradley Cooper’in, Groot karakterini Vin Diesel’in, Peter Quill’i Chris Pratt’ın, Gamora’yı Zoe Saldana’nın ve Drax’ın da dünyaca ünlü WWE şampiyonu Dave Bautista tarafından canlandırıldığını ve bu Hollywood yıldızlarının kaşelerini düşünürsek bu, oldukça makul bir sebep.

Eğer oyunu almaya karar verdiyseniz “Season Pass”ını almanızı tavsiye ediyorum. Oyunun her bölümü yayınlandığı anda indirebileceksiniz ve fiyatı da 70.99TL. Eğer, “Yok be, tam emin olamadım; ilk bölümü oynayıp öyle devam ederim, beğenirsem.” diyorsanız oyunun ilk bölümünün fiyatı da 19.29TL. Tek tek alırsanız toplamda 100liraya yakın bir fiyat ortaya çıkacağından direk season pass’ı almanızı ve 29 lira gibi bir indirimden yararlanmanızı öneriyorum.

Oyunun 15 dakikalık oynanış videosuna aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İncelemenin sonuna geldik; umarım beğenmişsinizdir. Hem film hem de oyun hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum. Sizce oyunun hikayesi nasıl? Olmuş mu? Yoksa çuvallamış mı? Başka incelemelerde görüşmek üzere.

DEĞERLENDİRME
Senaryo
70 %
Oyun Mekanikleri
80 %
Grafikler
75 %
Müzikler
95 %
1.Bölüme Puanım
70 %
İçeriği beğendin mi?
Hayır
Evet

YORUM YAZMAYA NE DERSİN?

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin.

PAYLAŞ